19 Kasım 2023 Pazar

KKTC Kuruluş 40. Yıl Dönümü-Yılmaz Parlar

 KKTC  Kuruluş 40. Yıl Dönümü


15 Kasım 1983 tarihinde ilan edilen bağımsızlıkla kutlanan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) 40. yıl kuruluş yıldönümü, ve 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı, KKTC İstanbul Başkonsolosluğu tarafından Conrad İstanbul Hotel’de düzenlenen resepsiyonla kutlandı.




Türk milletinin Kıbrıs'taki varlığını güvence altına alma ve adadaki Türk toplumunu koruma amacını taşıyan önemli bir dönemeç olan KKTC'nin kuruluş Törenine, KKTC İstanbul Başkonsolosu Fatma Demirel, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Vali Yardımcısı Özlem Bozkurt Gevrek, 1. Ordu ve İstanbul Garnizon Komutanı Orgeneral Ali Sivri, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, Kıbrıs gazileri, güvenlik, kamu, iş, siyaset, sivil toplum kurumları ve medya alanlarından çok sayıda davetli katıldı.




Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından KKTC İstanbul Başkonsolsosu Fatma Demirel ile İstanbul Valisi Davut Gül konuşma özeti;

1983 yılında KKTC'nin bağımsızlığını ilan etmesiyle, Kıbrıs sorununun bir boyutunu daha belirgin hale getirmiştir. Bu tarihsel adım, adadaki etnik Türk nüfusunun kendi kaderini tayin etme hakkını savunma noktasında büyük bir öneme sahiptir. KKTC'nin bağımsızlık ilanı, Türk halkının adadaki varlığını sürdürme iradesini vurgulamıştır.



KKTC'nin kuruluş yıldönümü aynı zamanda uluslararası ilişkilerde önemli bir konu olarak da öne çıkmaktadır. Kıbrıs sorununun devam eden müzakerelerinde, KKTC'nin bağımsızlık ilanı ve bu ilanın meşruiyeti sürekli olarak ele alınan konulardan biridir. KKTC, uluslararası alanda tanınmış bir devlet olmamakla birlikte, bağımsızlık ilanının ardından kendi yönetimi ve kurumlarıyla varlığını sürdürmekte kararlıdır.


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kuruluş yıldönümü, adanın tarihinde önemli bir dönemeçtir. Türk milletinin adadaki varlığını sürdürme ve kendi kaderini tayin etme iradesini simgemektedir.


İstanbul Valisi Davut Gül "Bu coğrafyada güçlü olmadan ayakta kalma ihtimaliniz yok. Nereden anlıyoruz, Bosna'dan anlıyoruz, Karabağ'dan anlıyoruz, Filistin'den anlıyoruz. Bu coğrafyada devlet kurmak yetmiyor. Bu coğrafyada toprağın sizin olması yetmiyor. Güçlü bir ordunuz yoksa, güçlü bir milletiniz yoksa, ekonomik olarak güçlü değilseniz, hele hele KKTC ölçeğinde baktığımızda Türkiye Cumhuriyeti gibi yanınızda size yarenlik eden bir devletiniz, garantörünüz yoksa maalesef ananızın ak sütü gibi size helal olan toprakları size yar etmezler. O açıdan Türkiye Cumhuriyeti'nin bu desteğiyle KKTC'nin bu bilinciyle inşallah nice yıllarını göreceğiz."dedi

KKTC İstanbul Başkonsolsosu Fatma Demirel "Türkiye Cumhuriyeti, soydaşlarını kurtarmak için 20 Temmuz 1974'te silahlı kuvvetlerini adaya göndererek barışı tesis etmiştir. O gün bugündür iki taraf arasında süregelen görüşmelerde ortak bir zemin arayışı sonuç vermemiştir. Çünkü masadaki iki taraftan birisi haksız bir şekilde devlet olarak, diğeri ise toplum olarak muamele görüyor. Davalarımızı anlattığımız her platformda haklarımız teyit edilmekte, en çok da ülkemize uygulanan kısıtlamaların yersizliği dile getirilmektedir. Ancak çözüm bulma ve haksızlıkların giderilmesi noktasında elle tutulur ilerleme gerçekleşmemektedir."açıklamalarda bulundu.




1983 yılı, Kıbrıs adasında tarihi bir anın yaşandığı yıl olarak kayıtlara geçti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), 15 Kasım 1983 tarihinde bağımsızlığını resmi olarak ilan etti. Bu adım, adadaki uzun süren siyasi çekişmelerin ve müzakerelerin ardından geldi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bağımsızlık ilanının kökeni, 1974 yılında gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekâtı'na dayanmaktadır. Bu harekât, adadaki Türk ve Rum toplulukları arasındaki gerginliği sonlandırmayı hedeflemiş ancak adanın bölünmesine yol açmıştı. 1983 yılında KKTC'nin bağımsızlık ilanı, bu bölünmeyi resmi bir statüye kavuşturarak Türk kökenli topluluğun bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmesine olanak tanıdı.

Ancak, KKTC'nin bağımsızlık ilanı uluslararası alanda tartışmalara neden oldu. Birleşmiş Milletler ve birçok ülke, KKTC'nin bağımsızlığını tanımadı ve bu adımı kınadı. Bu durum, adadaki siyasi ve diplomatik gerilimleri daha da derinleştirdi.

Bağımsızlık ilanının ardından KKTC, kendi siyasi, ekonomik ve kültürel kimliğini inşa etmeye yönelik adımlar attı. Yeni kurulan devlet, uluslararası tanınma eksikliği ile mücadele ederken, içeride ise demokratik kurumlarını güçlendirmeye ve ekonomisini geliştirmeye odaklandı.

Uluslararası alandaki tepkilere rağmen, KKTC'nin bağımsızlık ilanı, adadaki etnik gruplar arasındaki ilişkileri şekillendiren önemli bir kilometre taşı oldu. Günümüzde bile devam eden Kıbrıs sorunu, adanın geleceği konusundaki belirsizlikleri sürdürmektedir. KKTC, bağımsızlık ilanı sonrasında edindiği kimliğiyle siyasi ve ekonomik olarak varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. Ancak, Kıbrıs adası genelindeki çözümlenmemiş konular, bölgede hâlâ devam eden diplomatik gerginliklere neden olmaktadır.


yilmazparlar@yahoo.com


14. Boğaziçi Zirvesi 10 Numara-Yılmaz Parlar

 14. Boğaziçi Zirvesi 10 Numara

Başkanlığını Cengiz Özgencil’in yaptığı Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) Türkiye Cumhurbaşkanlığı himayelerinde 16-17 Kasım arasında organize edilen 14. Boğaziçi Zirvesi, mükemmelliğe imza atarak 10 numarayı haketdi.

 Boğaziçi Ekonomi Zirvesi, Türkiye'nin ekonomik gelişmelerini ele almak üzere düzenlenen prestijli bir etkinlik olarak dikkat çekiyor. Bu yılki zirve, ülkenin ekonomik vizyonunu şekillendiren önemli konuları masaya yatırmak amacıyla gerçekleşti. Zirve, ekonomi, finans, iş dünyası liderleri ve akademisyenleri bir araya getirerek güçlü bir network oluşturdu.


Gerçekleşen, zirvenin açılış konuşmasını yapan Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) İcra Kurulu Başkanı Cengiz Özgencil, Türkiye'nin ekonomik durumu ve geleceğine dair çeşitli perspektifleri ele aldı. Ayrıca, küresel ekonomik trendlerin Türkiye'ye etkileri. Dünya barışına katkı sağlamayı amaçladıklarını belirtti.

Sektör liderleri ve uzmanlar, dijital ekonominin yükselişi, teknoloji ve inovasyonun ekonomik büyüme üzerindeki etkileri gibi konularda paneller düzenledi. Dijital dönüşümün ekonomik dinamiklere nasıl yansıdığı ve iş dünyasının bu değişime nasıl adapte olduğu geniş kapsamlı bir tartışmanın merkezi oldu.

Katılımcılar iş dünyasındaki güncel sorunları ve çözüm önerilerini tartışarak, gelecekteki iş stratejilerini belirleme fırsatı buldular. Zirve, sadece ekonomik konularla sınırlı kalmayarak, küresel politika, ticaret ilişkileri ve güvenlik gibi geniş bir perspektifi de kapsayarak katılımcılara kapsamlı bir bakış sunmayı amaçladı.

Boğaziçi Ekonomi Zirvesi, Türkiye'nin ekonomik geleceğini şekillendiren, liderlerin görüş ve stratejilerini paylaştığı bir platform olarak önemli bir etkinlik olarak öne çıktı.



14. Boğaziçi Zirvesi, "Gelecek Yüzyılı Karşılamak" temasıyla gerçekleşti. Katar Ticaret ve Endüstri Bakanı Sheik Mohammed bin Hamad Bin Qassim Al Abdullah Al Thani, zirvede yaptığı konuşmada, ülkeler arası ticaret hacmini ve yatırımların düzeyini artırma çağrısında bulundu. Al Thani, özellikle gıda güvenliği ve iklim değişikliği gibi zorluklarla baş etmek adına iş birliğinin önemine vurgu yaptı. Katar'ın 2030 vizyonu çerçevesinde bilim ve teknolojiye odaklandığını belirtirken, Filistin halkının maruz kaldığı zulme dikkat çekti ve gerçek bir barışın sağlanmasını talep etti.



Zirvenin ana gündem maddelerinden biri, İsrail ve Filistin arasındaki gerginlik oldu. Katılımcılar, yaşanan krizin bölgedeki istikrarı olumsuz etkilediğine ve ateşkesin gerekliliğine vurgu yaparken, UİP Kurucusu ve Başkanı Cengiz Özgencil, dünya barışına katkı sağlamayı amaçladıklarını belirtti. Filistin halkının maruz kaldığı zulme dikkat çeken konuşmalar, bölgedeki barışın önemini bir kez daha gündeme taşıdı.

Katar Ticaret ve Endüstri Bakanı, konuşmasında Ar-Ge ve yapay zeka alanlarındaki yatırımlarıyla dijital dönüşüme öncülük ettiklerini ifade etti. Yatırımların sürdürülebilir kalkınmayı hedeflediğini belirten Al Thani, bölgedeki güvenlik ve istikrarın sağlanması için ticaret hacminin artırılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, zirve boyunca sektörel bazda özellikle enerji ve bankacılık sektörlerinde B2B görüşmelerin gerçekleştiği ve yatırım fırsatlarının ele alındığı bilgisi verildi.  

Darfur Sultanı Al-Sultan Ahmed Dinar, zirvedeki konuşmasında ekonomik istikrarsızlık ve göçlerin insanların geleceğe dair umudunu azalttığına dikkat çekti. Zorlukların aynı zamanda kalkınma fırsatına dönüştürülebileceğini belirten Sultan, Afrika'nın sahip olduğu zengin kaynaklarla yapılacak yatırımların kıtayı büyük bir sıçrama yapmaya teşvik edebileceğini ifade etti.



Kosova Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka, zorlukların aynı zamanda fırsat anlamına geldiğini belirterek, küresel ekonomideki entegrasyon dönemine dikkat çekti. Adaletsizlik ve eşitsizlikle mücadele edilmesi gerektiğini ifade eden Damka, Türkiye ve Kosova arasındaki tarihi ve kültürel bağlara vurgu yaparak, iş birliği sürecinden memnuniyet duyduklarını söyledi.

Suudi Arabistan Ankara Büyükelçisi Fahad Bin Assaad Bin Abdulkareem Abualnasr, konuşmasında çok taraflı iş birliklerinin dünya barışının temeli olduğunu belirtti. Suudi Arabistan'ın küresel ekonomide iş birliğiyle ekonomik istikrarı ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklediğini ifade eden Büyükelçi, Türkiye ile 2030 vizyonu çerçevesinde güçlerini birleştirdiklerini ve iş birliğinin giderek güçlendiğini umduklarını dile getirdi.



Zirvenin bu yılki odak noktalarından biri olan ekonomi panelleri, Türkiye'deki yatırım fırsatlarını vurguladı. Yurt dışından gelen yatırımcılar, özellikle enerji ve bankacılık sektörlerinde önemli B2B görüşmeler gerçekleştirirken, zirvede düzenlenen 27 panelde dünya barışından teknolojiye, tarımdan spora birçok konuda fikir ve öneriler paylaşıldı. Zirve, küresel ekonomideki değişimlere ve önümüzdeki yıllara dair çözüm odaklı bir perspektif sunarak katılımcılara önemli bir platform sağladı.

Geleceğe Dayanıklı Metaverse Girişimleri: Uzun Vadeli YZ Stratejileri ve İş Sürdürülebilirliği panelde;

Geleceğin dijital dünyasında önemli bir yer tutmaya aday olan metaverse, sadece teknolojik yeniliklerle değil, aynı zamanda uzun vadeli stratejilerle iş sürdürülebilirliği açısından da dikkat çekiyor. Bu stratejiler, sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel ve toplumsal boyutları da kapsamaktadır.

Günümüzde küresel pazarlara erişim ve ticaret, iş dünyası için önemli bir stratejik odak noktası haline gelmiştir. Şirketler, sınırların ötesindeki müşterilere ulaşma ve uluslararası ticaretin avantajlarından yararlanma konusunda giderek daha fazla çaba sarf etmektedirler. Küresel pazarlar, şirketlerin büyüme potansiyelini artırma, rekabet avantajı elde etme ve çeşitlendirme imkanları sunmaktadır.

Özellikle dijital teknolojilerin gelişimi, küresel pazarlara erişimi daha da kolaylaştırmaktadır. İnternet üzerinden gerçekleşen e-ticaret, şirketlere dünya çapındaki tüketicilere doğrudan ulaşma fırsatı sunmaktadır. Dijital pazarlama stratejileri ve sosyal medyanın etkin kullanımı, şirketlerin uluslararası arenada görünürlüğünü artırmak için güçlü araçlar haline gelmiştir.

İş İnsanı Elif Rahvancı ile yaptığımız söyleşide İş Sürdürülebilirliği görüşlerini aldığımızda

Rahvancı “Küresel pazarlara adım atarken dikkat edilmesi gereken zorluklar da mevcuttur. Farklı kültürler, yasal düzenlemeler ve ticaret politikaları, şirketlerin başarılı olabilmeleri için dikkate almaları gereken faktörler arasında yer almaktadır. Ayrıca, rekabetin yoğun olduğu küresel pazarlarda, şirketlerin kaliteli ürün ve hizmet sunumu, müşteri memnuniyeti ve inovasyon konularına odaklanmaları önemlidir.

Küresel pazarlara erişim ve ticaret, şirketler için büyük fırsatlar sunarken aynı zamanda dinamik ve değişken bir ortamı da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, şirketlerin küresel pazarlarda başarılı olabilmeleri için sürekli olarak değişen koşullara adapte olmaları ve stratejik bir vizyonla hareket etmeleri kritik bir öneme sahiptir.” Bilgileri paylaştı

Çevresel Duyarlılık ve Enerji Verimliliği panelde özetle vugulanan:

Geleceğe dayanıklı metaverse girişimleri, çevresel etkilerini azaltmaya odaklanarak enerji verimliliği sağlamalıdır. Yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş ve sürdürülebilir teknoloji altyapıları kullanımı, bu alanda atılacak önemli adımlardır.

YZ stratejileri, kullanıcı verilerinin etik ve güvenli bir şekilde işlenmesine vurgu yapmalıdır. Veri gizliliği ve güvenliği, metaverse'in güvenilirliği açısından temel bir unsur olarak ele alınmalıdır.

Sürdürülebilir metaverse girişimleri, toplumsal çeşitliliği teşvik etmeli ve herkesin bu dijital dünyaya katılımını sağlamalıdır. Eşitlik, adalet ve fırsat eşitliği temel prensipler olarak benimsenmelidir.

Geleceğe yönelik uzun vadeli stratejiler arasında, kullanıcıları eğitmek ve bilinçlendirmek de yer almalıdır. Metaverse'in potansiyelleri ve riskleri konusunda toplumu aydınlatmak, sürdürülebilir bir kullanımı destekleyecektir.

Sektördeki paydaşlar arasında işbirlikleri kurmak ve küresel standartlara uyum sağlamak, metaverse'in uzun vadeli başarısını destekleyen önemli unsurlardır. Birlikte çalışma, inovasyonu teşvik edebilir ve sektörde bir norm oluşturabilir.

Uzun vadeli YZ stratejileri, sadece çevresel ve toplumsal değil, aynı zamanda ekonomik sürdürülebilirliği de kapsamalıdır. İş modelleri, gelir dağılımı ve rekabet stratejileri, metaverse'in uzun vadeli başarısını güvence altına alacak şekilde tasarlanmalıdır.

Geleceğe dayanıklı metaverse girişimleri, bu stratejilerle birleşerek, dijital dünyada sadece teknolojik bir devrim değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir evrimin de öncüsü olabilirler.



Panel;Teknoloji çağında hukukla kazanmak veya kaybetmek,

Teknoloji çağında hukuk, işleyişini geleneksel yöntemlerden dijitalleşmiş platformlara taşıyor. Bu dönüşüm, hukuki süreçlerin daha hızlı ve etkili bir şekilde yürütülmesine olanak tanıyor. Özellikle dijital delil toplama ve analiz yöntemleri, mahkemelerin daha sağlıklı kararlar almasına yardımcı oluyor.

Buna karşın, teknolojinin hukukla entegrasyonu beraberinde yeni sorunları da getiriyor. Örneğin, siber suçlar ve veri ihlalleri gibi dijital alanlardaki suçlar, hukuk sistemini yeni zorluklarla karşı karşıya bırakıyor. Bu noktada, avukatlar ve hukuk uzmanları, teknolojiye uygun savunma ve saldırı stratejileri geliştirmek zorunda kalıyor.

Hukuk firmaları ve mahkemeler, yapay zeka tabanlı sistemleri kullanarak dava analizlerini hızlandırıyor ve büyük veri setlerini daha etkili bir şekilde değerlendiriyor. Ancak bu durum, insan faktörünün göz ardı edilmemesi gerektiği anlamına geliyor; çünkü teknolojinin hukuki kararlar üzerindeki etkisi, insan etiği ve adalet duygusuyla dengelenmelidir.

Teknoloji çağında hukukla kazanmak veya kaybetmek, sadece hukuki bilgiye değil, aynı zamanda dijital dünyanın dinamiklerine de hakim olmayı gerektiriyor. Hukuk firmaları, müvekkillerine en iyi hizmeti sunabilmek için sürekli olarak teknolojik gelişmeleri takip etmeli ve bu alanlarda uzmanlaşmalıdır. Aksi takdirde, hukuki mücadelede geri kalmak kaçınılmaz olabilir.



14. Bogaziçi Zirvesi’nde “Avrupa’da Türklerin Politik, Ekonomik ve Tarihsel Mirası Çalışması” ikinci kez ele alındı

Bu yıl ikinci kez ‘Turkish Heritage in Europe – Avrupa’da Türklerin Politik, Ekonomik ve Tarihsel Mirası Çalışmaları’nın Önümüzdeki Yüzyılda Önemi’ konulu panel düzenlendi ve Avrupa’da yaşayan Türklerin tarihsel konumu ele alınarak, konu ikinci kez uluslararsı platformda tartışılmış oldu.

Paneli organize eden, yazar, sosyolog ve aynı zamanda ‘İngiltere’de Türklerin Politik, Ekonomik ve Kültürel Mirası‘ Platformu ile ‘İngiltere’de Türk Miras Günü‘ kurucusu olan  Semra Eren-Nijhar davet ettiği seçkin konuklar ile Boğaziçi Zirvesi’nde konuyu ele alarak önemini vurguladı.

Panele Diplomatik İlişkiler ve Politik Araştırma başkanı Dr.Tolga Sakman ve Türk-Alman Üniversitesi Göç ve Uyum Uygulama ve Araştırma Merkezi direktörü Dr. Enes Bayraklı konuşmacı olarak katılarak: Avrupa Türkleri ve Önümüzdeki Yüzyılda Politik, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Miras Çalışmaları’nın değerinin altını çizerek konuyu değerlendirdiler.

Semra Eren-Nijhar panel sonrası şunları söyledi. “Öncelikle bu konuyu ikinci kez  uluslararası platforma taşımak beni mutlu etti. Burada olmamız çok önemli, nitekim sadece Avrupa’da Türklerin son yetmiş yıllık göç tarihi ile olmadığımızı ve Avrupa’da bir tarihimizin olduğunu geçte olsa anlatma zamanı geldi. Avrupa Birliği’nde olup olmamamız hiç önemli değil, zaten şu anda beş milyonun üstünde Türk Avrupa’da yaşıyor ve bulundukları ülkelere ekonomik, politik ve külturel olarak katkıda bulunuyorlar. Türkler geçmişte de Avrupa’daydı, şimdi de Avrupa’da, gelecekte de Avrupa’da olacaklar. Bu gerceği göz önünde bulundurarak ortak değerlerimize sahip çıkmamız, bu noktadan hareket ederek  öncelikle Avrupa’da Türklerin Politik, Ekonomik ve Kültürel Miras’ı çerçevesinde  çalışmalar yapmamız gerekiyor.

Dijital dönüşüm, teknolojinin hızla evrimleştiği bir çağda iş dünyası, toplum ve endüstriler arasında kökten değişimlere neden oluyor. Bu dönüşümde, yapay zeka (YZ) teknolojisinin oynadığı önlenemez rol, iş süreçlerini, müşteri deneyimini ve endüstri normlarını temelden değiştiriyor. 

Yapay zeka, büyük veri analizi ve makine öğrenimi gibi alt alanlardaki yetenekleri sayesinde karmaşık veri setlerini anlama, öngörüde bulunma ve kararlar alma konularında önemli bir araç haline gelmiştir. Bu, işletmelerin veri tabanlı stratejiler geliştirmesine ve rekabet avantajı elde etmelerine olanak tanıyan bir gelişmedir.

Dijital dönüşüm sürecinde yapay zeka, iş dünyasının verimliliğini artırmak, rekabet avantajı elde etmek ve daha etkili kararlar almak için vazgeçilmez bir araç haline gelmiştir. Bu trendin gelecekte daha da ivme kazanması beklenirken, işletmelerin bu teknolojiyi stratejik bir şekilde kullanarak uyum sağlamaları kritik öneme sahiptir.

Morphis Teknoloji Teknoloji ortağı iş İnsanı Füsun Safdeniz bu konuda dile getirdikleri “Özellikle finans, sağlık, üretim ve perakende sektörlerinde yapay zeka uygulamaları, süreçleri otomatikleştirme, hata oranlarını düşürme ve müşteri memnuniyetini artırma gibi avantajlar sağlıyor. Finans sektöründe yapay zeka, sahtekarlık tespiti ve risk analizi gibi kritik alanlarda büyük veri setlerini etkili bir şekilde işleyerek güvenliği artırıyor.

Sağlık sektöründe ise yapay zeka, hastalıkların erken teşhisi, tedavi planlaması ve hasta takibi gibi alanlarda önemli bir rol oynuyor. Örneğin, görüntü analizi yapan yapay zeka sistemleri, radyoloji alanında hızlı ve doğru teşhislerin konulmasına katkı sağlıyor.” Şeklinde paneli özetliyor



Dijital Dönüşümde Yapay Zekanın Önlenemez Rolü

Dijital dönüşüm, teknolojik ilerlemelerin iş dünyası, toplum ve bireyler üzerindeki etkilerini ifade eden bir terimdir. Bu dönüşümde yapay zeka (YZ) önemli bir rol oynar çünkü dijital dönüşümün temelinde veri analizi, otomasyon ve akıllı karar alma gibi süreçler bulunmaktadır. İşte yapay zekanın dijital dönüşümdeki önemli rolleri:

Veri Analizi ve Öngörülebilirlik: Yapay zeka, büyük veri setlerini analiz ederek işletmelerin geçmiş performanslarını anlamalarına ve gelecekteki eğilimleri öngörmelerine yardımcı olabilir. Bu, stratejik planlamayı ve karar alma süreçlerini optimize etmeye olanak tanır.

Otomasyon ve İş Süreçleri: Yapay zeka, rutin ve tekrarlayan işleri otomatikleştirebilir. Bu, iş süreçlerinin daha verimli hale gelmesine ve insan kaynaklarının daha stratejik görevlere odaklanmasına olanak sağlar.

Kişiselleştirilmiş Deneyimler: Yapay zeka, müşteri davranışlarını anlayarak kişiselleştirilmiş deneyimler sunabilir. Bu, müşteri memnuniyetini artırabilir ve şirketlerin rekabet avantajı elde etmelerine yardımcı olabilir.

Risk Analizi ve Güvenlik: Yapay zeka, potansiyel riskleri analiz edebilir ve güvenlik önlemlerini artırabilir. Örneğin, siber güvenlikte yapay zeka, anormallikleri tespit edebilir ve hızla müdahale edebilir.



Hızlı Karar Alma: Yapay zeka, büyük veri kümelerini anında analiz edebilir ve hızlı kararlar alabilir. Bu, işletmelerin rekabet avantajını sürdürmelerine ve pazar koşullarına daha hızlı adapte olmalarına yardımcı olabilir.

Yeni İş Modelleri: Yapay zeka, işletmelere yeni gelir kaynakları ve iş modelleri keşfetme fırsatları sunabilir. Örneğin, müşteri taleplerini anlayarak yeni ürün ve hizmetler geliştirebilir.

Eğitim ve Yetenek Geliştirme: Yapay zeka, çalışanların yeteneklerini ve bilgi düzeylerini analiz ederek özelleştirilmiş eğitim programları sunabilir. Bu, çalışanların sürekli öğrenmelerini ve gelişmelerini sağlar.

Ancak, bu avantajlarla birlikte, yapay zekanın kullanımı beraberinde etik, güvenlik ve istihdam gibi sorunları da getirebilir. Bu nedenle, yapay zekanın etkili bir şekilde yönetilmesi ve kullanılması için uygun düzenlemeler ve politikaların oluşturulması önemlidir.

Finans ve bankacılık sektörleri, Panelde 

Sürekli olarak değişen ekonomik, teknolojik ve düzenleyici faktörlerden etkilenerek evrim geçirmektedir. Finans ve bankacılık sektöründeki bazı önemli trendleri göz önüne alarak, sektördeki yeni haritayı şu şekilde özetleyebiliriz:

Dijitalleşme ve Teknolojik İnovasyon: Finans ve bankacılık sektörü, dijitalleşme ve teknolojik inovasyon konusunda hızla ilerlemektedir. Mobil bankacılık uygulamaları, yapay zeka, blok zinciri ve diğer fintech çözümleri, müşterilere daha hızlı, güvenli ve kullanıcı dostu finansal hizmetler sunma konusunda önemli rol oynamaktadır.

Yapay Zeka ve Veri Analitiği: Yapay zeka (YZ) ve veri analitiği, müşteri davranışlarını anlamak, dolandırıcılığı önlemek, risk yönetimini geliştirmek ve kişiselleştirilmiş finansal hizmetler sunmak için kullanılmaktadır. Bankalar, büyük veri analizi ve makine öğrenimiyle daha iyi kararlar alarak operasyonel verimliliği artırabilirler.

Mobil ve Dijital Ödemeler: Mobil cihazların yaygın kullanımıyla birlikte mobil ödemeler ve dijital cüzdanlar giderek daha popüler hale gelmektedir. Bu, müşterilerin fiziksel para kullanımından uzaklaşmasına ve dijital ödeme yöntemlerine yönelmesine yol açmaktadır.



Blok Zinciri ve Kripto Paralar: Blok zinciri teknolojisi, finans sektöründe daha güvenilir ve şeffaf işlemleri mümkün kılabilir. Ayrıca, kripto paraların (örneğin Bitcoin) benimsenmesi ve regülasyonları konusundaki çalışmalar devam etmektedir.

Regülasyon ve Güvenlik: Finans sektöründeki düzenleyici çerçeve sürekli olarak güncellenmekte ve değişmektedir. Bankalar, müşteri verilerinin güvenliği, finansal suçların önlenmesi ve uyum konularına odaklanmak zorundadır. Küresel düzenleyici standartlar, sektördeki oyuncuların birbirleriyle uyumlu bir şekilde çalışmalarını sağlamak adına önemlidir.

Yeşil Finans ve Sürdürülebilirlik: Finans sektörü, sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluk konularında daha fazla dikkat çekmektedir. Yeşil finans, çevre dostu yatırımların teşvik edilmesi ve sürdürülebilir projelere finansman sağlanması üzerine odaklanmaktadır.

DeFi (Merkezi Olmayan Finans): Kripto paraların ve blok zinciri teknolojisinin gelişimiyle birlikte, merkezi olmayan finans (DeFi) giderek daha fazla önem kazanmaktadır. DeFi, geleneksel finansal aracıları ortadan kaldırmayı amaçlayan birçok projeyi içermektedir.

Finans ve bankacılık sektöründeki bu trendler, önemli bir dönüşümü işaret etmektedir. Ancak, bu değişimlerle birlikte, güvenlik ve düzenleyici uyumluluk gibi konuların da dikkate alınması gerekmektedir. Gelecekte, finans ve bankacılık sektörü, daha fazla dijitalleşmiş, müşteri odaklı, sürdürülebilir ve yenilikçi bir yapıya doğru evrilecektir.

Eş zamanlı olan İzliyemediğimiz panellerde birbirinden değişik tüm konuları ele alan çok önemli bilgilerin paylaşıldığı çok değerli konuşmacıların olduğu zirve tüm katılımcılara ışık oldu yol haritası sundu.

yilmazparlar@yahoo.com


13 Mart 2023 Pazartesi

Türk Siyasetine Taze Kan Av. Mehmet Yalın-Yılmaz Parlar

  Türk Siyasetine Taze Kan Av. Mehmet Yalın

Büyük İç Anadolu Platformu Başkanı Av. Mehmet Yalın, Platformun yoğun isteğini kırmayarak Türk siyasetine ivme kazandırma hedefiyle, İç Anadolu Platformu gençleriyle buluştu ve  aday adaylığını ilan etdi.



İstanbul Üniversitesi hukuk mezunu, İstanbul’da otuz yıllık avukatlık yapan, Başkan Yalın 12 Mart 2023 Pazar günü yine İç Anadolu kültürüne gastronomisine sahip Büyük çekmece “Gaşık Sosyal tesislerde” yarının ümitleri gençlere hitap etdi.

Sahipleri Durbey Duran ve Nurhayat Varol’un olduğu Lonca Medya, Lonca Ajans tarafından mükemmel organize edilen toplantıda Başkan Mehmet Yalın Anadolu’nun demografik yapısına ilişkin ufuk turu attırdı. “Sadece gençler demiyoruz. Ne diyoruz? Yiğit gençler diyoruz. Şimdi bu gençliğin adını değiştirdiler. Z kuşağı bilmem ne kuşağı. Hayır Türkiye'mizin, İç Anadolu'nun yiğit gençleri diyeceğiz.” Şeklinde hitapla başladı.



“Sayın Cumhurbaşkanımızın seçim kararnamesini imzaladığı, Resmi Gazete'nin yayınlandığı günden hemen sonra, Türkiye'mizin yiğit gençlerine hitap etmekten şeref duyuyorum.” dedi

Basın mensuplarına hitabıda haberci idi. “Tarihteki haberci, imparatorlukları ayakta tutan nedir biliyor musunuz? O zamanın habercileri… Cengiz Han İmparatorluğu değil mi? Moğollar en büyük gücünü ve askerlerinden, vahşiliklerinden aldığı zannedilir değil mi? O zamanki ve ondan sonra hep onu örnek aldılar. Posta teşkilatı. Tarih boyunca en önemli vazifeyi haberciler üstlendiler. Günümüzün medyacıları, adı değişmiş, gazetecileri, televizyoncuları, onlar üstlenmişler, devleti ve demokrasinin en önemli unsurlarından, ayaklarındandır.” Açıklamalarında sonra haberciler olarak devam etdi. 

Büyük İç Anadolu Platformu Neden Büyük

Milletvekili aday adaylığını açıklayan Başkan Yalın, Büyük İç Anadolu platformu neden büyük açıklaması hakkında; “Büyük İç Anadolu diyoruz. Neden Büyük İç Anadolu? Tarihi büyük. Misyonu büyük. 

Büyük Selçuklu yıkıldığı zaman millete ve ümmete hizmet İç Anadolu'dan, Konya'dan, Sivas'tan Kayseri'den Anadolu Selçuklu'dan devam etmiş. Rumeli, Balkan, Yunanistan'da, Bulgaristan'da ta Viyana'ya kadar… Yıldırım Beyazıt Ankara'ya geçememişti. Ne olmuş? Bu sayede Anadolu Birliği, Türk birliği sağlanmış. 

Aşağılara inip Bağdat'a kadar kadar hilafeti de getirerek ümmet birliği sağlanmış. Milletin son bağımsız kongresi Sivas'ta. Doğru mu? Toplanmış. Milletin meclisi Osmanlı Meclisi daha bu zaman. Ankara'da toplanmış Cumhuriyetimiz ilelebet sonsuza kadar yaşayacak cumhuriyetimiz. Ankara'da ilan edilmiş. Ankara başkent yapılarak, hizmet bayrağı İç Anadolu'dan Dalgalanıyor.” Şeklinde iç Anadolunun önemine vurgu yaptı. 



Türkiye'nin Gençleri, Çanakkale'nin Yiğit Gençleri

Başkan Yalın, 18 mart Çanakkle zaferin yaklaşmasıyla birlikde, çağrışımla; “Türkiye'nin gençleri, Çanakkale'nin yiğit gençleri. Bugün anlamlı bir gün, milletin ve devletin en önemli günlerinden birisi olan seçim arifesinde seçim kararının resmi gazetede yayınlandıktan sonra gün olan bugün..

Bunlar bu tespitler çok önemli. Çorum haritada Karadeniz'de yer almasına yer almasına rağmen Yozgat gibi, Çorumlu gençleri görüyorum Onlarla biz diyor kültürümüzde karakter olarak İç Anadolu gibiyiz. 

Afyon Ege'de yer almasına rağmen o da akşama kadar Konyalılarla beraberim der. Isparta Akdeniz'de yer almasına rağmen o da, ben Ankaralı gibiyim der. 

Türkiye'miz İçerisinde Bir Numara Değil mi? 

Yani böyle baktığınız zaman değerli Fırat'tan Menderes'e kadar, Toroslar'dan Karadeniz'e kadar büyük bir coğrafyayı, büyük bir tarihi, büyük bir ifade eder 

Bunu tespit edelim. Baktığın zaman bu ruh, bu misyon hem arazi bakımından, hem nüfus bakımından Türkiye'de Türkiye'miz içerisinde bir numara değil mi? 

Yani arazinin büyüklüğünü ve nüfusun büyüklüğünü düşünün. Türkiye'nin bölge olarak bir numara arazi ve bir numaralı nüfusu olmuş oluyor 

Hepimiz şu anda İstanbul'dayız değil mi? Sivaslı olanlarınız, Iki milyon İstanbul'da Sivaslı hemşehrimiz var. Iki milyon Aksaray, Niğde, Nevşehir, Yozgat iki milyon da bu hemşehrilerimiz var.” Şeklinde İç Anadolu Platformun merkezi büyüklüğünü dile getirdi.

Başkan Yalın, Göçmen sözcüğünde Anadoluyu vatan kabul görülmesi sevilmesi konusunda  Suriyelileri Afganları örnek gösterdi. Başka ülkelerin göçmenliği kabul etmediği bir yerde Anadolu'yu, Türkiye'mizi vatan kabul ettikleri, onun için geldikleri bir yerde bizim hemşehrilerimiz olduğunun altını çizdi. 

Ayrıca “Dört yüz sene buraları vatan kılmış. Şimdi gözyaşıyla, sıkıntılarla Osmanlı çekildikçe o beşiği millete ümmete bekçilik ederken vatanımızı, kazandıklarımızı bırakıp da Anadolu'ya geldiğimiz zaman göçmenmi oluyoruz, muhacir mi oluyoruz? Hayır, hayır. Onun için ne diyoruz? Rumeli Balkan Karaman torunları diyoruz.” Açıklamalarında bulundu.

Başkan Yalın, İstanbul’da yaşayan iç Anadolu şehirlerinden gelip yerleşen nüfusdan bahsederek, öncelikle misafir etdiği Roman Federasyonu başkanlarından aldığı bilgiye göre Anadolu’dan balkanlara oradanda İstanbul’a gelen bir milyona yakın Roman kardeşimiz olduğunu aktardı.



Ama Tek Şartımız. Milli ve Yerli Olmak.

“Yani böyle baktığın zaman İstanbul'da, on altı milyon Büyük İç Anadolu'nun yiğit hemşehrileri yiğit gençleri var.” dedi

Bunun üzerine Platform üyeleri “Madem ki Büyük İç Anadolu ruhu var.  Mehmet Bey başkanımız büyük senaryomuzun sesini duyurduk… Burada bitmez. Böyle bir ortamda, böyle bir zamanda hele hele devletin ve milletin geldiği noktada siyasi gelişmeleri biliyorsunuz. Siyasete girmeniz elzem. Biz milli ve görevli olana bakarız. Hemşehrilerimizin hangi partiden olursa olsun hangi siyasi görüşten olursa olsun evet yanındayız.” .. Sözlerini hatırlatan Başkan Mehmet Yalın, “Ama tek şartımız. Milli ve yerli olmak. Çünkü biz milli ve yerliyiz.. Tarihi misyonu tarihi vazifeyi, ruhu anlattık, değil mi? O bakımdan biz diyoruz ki milli ve yerli olmak şartıyla milli ve ileriye dönmek nasıldır biliyor musunuz? Yörük ruhu, Türkmen ruhu, Sivas'ın yiğidoları, Yozgat'ın Bozatları, Çankırı'nın yarenleri Konya'nın ve diğer hemşehrilerimizin Yörükleri Türkmenleri ?”  sıfatlarıyla Büyük İç Anadolu Platform sesini duyurdu.

Milletvekili Aday adayı Av. Mehmet Yalın “İstanbul'da. Ailesi birlikte yaşıyor. Amerika'daki en büyük Türk'ü seçilen Bahçıvan, Pınar, Çaykur yani birçok firmanın dağıtıldığı Los Angeles'ta New York'ta depoları olan, Turkuaz, Sultan Helal Marketleri marketleşme zincirlere , çalışmaları olan geniş aile yapısına sahip.

yilmazpar@yahoo.com



29 Ocak 2023 Pazar

74. Hindistan Bağımsızlık Günü Görkemli Kutlandı-Yılmaz Parlar

  74. Hindistan Bağımsızlık Günü Görkemli Kutlandı

Hindistan'ın İstanbul Başkonsolosu Sudhi Choudhary, resepsiyonda İki ülke dostluk işbirliği hakkında kısa konuşma yaparak “Topraklarımızda önemli isimler, Ülkemizin büyük liderleri Mahatma Gandi, Rabindranath Tagore, ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk birbirlerinden ilham almışlar ve hala milyonlarca vatandaşlarımıza ilham olmaya devam etmekteler” dedi



Hindistan İstanbul Konsolosluğu tarafından 27 Ocak 2023 Cuma günü Harbiye Hilton Bosphorus Hotelde gerçekleştirilen, Hindistan'ın 74. Cumhuriyet Bayramı'nı kutlama resepsiyona; İstanbul Vali Yardımcısı Özlem Bozkurt Gevrek, Hindistan Ankara Büyükelçisi Virander Paul, Büyükelçiler, Konsoloslar, Üst Düzey devlet temsilcileri, İş insanları, Örgüt Başkanları, temsilcileri ve seçkin davetliler Katıldılar.



İki Ülke istiklal marşı sonrasında, nesiller boyu devam eden, inanç, umut ve refah için bir kandil yakma geleneği fiziksel ve ruhsal bir ışık kaynağı olan, umut ve Refah için horoz şeklindeki pirinç lambaderdeki dört mum protokol tarafından yakıldı.

Resepsiyonun ev sahipliğini üstlenen Hindistan'ın İstanbul Başkonsolosu Sudhi Choudhary, Türkçe olarak yaptığı konuşmada bu günün Hindistan için öneminden bahsetti. 26 ocak'ta kutlanan 74. Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle düzenlenen etkinliklerden onur duyduğunu söyleyerek konuşmasına başladı.



Mahatma Gandi, Rabindranath Tagore, ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk birbirlerinden ilham almışlar

Başkonsolos Sudhi Choudhary “Cumhuriyet Bayramı olarak kutladığımız, 26 ocak, Hindistan'da ve dünya'da yaşayan 1.43 milyar kişilerin kalbinde oldukça özel bir yer bulmuştur. Hindistan'ın Bağımsızlığından önce, 1930'dan itibaren her sene bu bayram “Purna Swarajya” günü ya da "Tam Bağımsızlık Günü" olarak kutlanıyordu ve buna uygun şekilde, ülke özgürlüğünü elde ettiğinde bugün anayasanın kabul olduğu gün olarak belirlendi. Cumhuriyet Bayramı, Bağımsızlık Bayramında olduğu gibi, minnettarlık ve Hindistan'ı iki yüzyıllık sömürge yönetiminden özgürlüğe kavuşturmak için mücadele edenlere şükranlarımızı sunma zamanı. Aynı zamanda bize demokrasi, adalet, özgürlük, eşitlik ve birlik-beraberlik ideallerini temel alırken kalkınma ve refah yolunda ilerleme gibi hayallerimizi gerçekleştirmeyi öğreten büyük liderleri anma zamanıdır.”sözleriyle minnetdarlığını ifade etdi.



Başkonsolos Sudhi Choudhary “Hindistan Türkiye sadece 2 ülke değil. Hindistan ve Türkiye sanatda, mimaride, lezzetde ve dilde kendini gösteren derin tarihi ve kültürel bir bağa sahip, İki kadim uygarlıkdır. Halklarımız etkileşim halindedir. Dönüşen bir dünyada birlikde yaşayıp, birbirimize destek olduk. Topraklarımızda önemli isimler, Ülkemizin büyük liderleri Mahatma Gandi, Rabindranath Tagore, ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk birbirlerinden ilham almışlar ve hala milyonlarca vatandaşlarımıza ilham olmaya devam etmekteler.”sözleri alkış aldı.



Başkonsolos Sudhi Choudhary,“ Özelliklerimiz hızla büyüyen dinamik güçlü ekonomisi ile canlı arzulu toplumu olan iki genç cumhuriyetiz. Biz demokratik ve laik ülkeleriz. Birleşmiş milletlerde ve G-20 deki görevlerimizde görüldüğü üzere başlıca uluslararası oyuncularız.” Sözleriylede Ülkelerin önemine vurgu yaptı.



Choudhary “Biz 74. yılı kutlarken, Türkiye 100. yılını kutluyor. Hindistan en hızlı büyüyen büyük ekonomiler arasında yer alıyor.” dedi

Konsolos uluslararası toplumun sorumluluk sahibi bir üyesi olduğunu belirterek, ülkesinin G-20 dönem başkanlığını Tek Dünya, Tek Aile, Tek Gelecek" temasıyla yürüttüğünü, Dünyanın  G-20'ye umutla baktığını, aktararak, “ Hindistan'ın başkanlığının kapsayıcı, iddialı, kararlı ve eylem odaklı olacağına dair tüm dünyaya güvence veriyoruz. Cumhuriyet Bayramı olarak kutlanan 26 Ocak, Hindistan'da ve dış ülkelerde yaşayan yaklaşık bir buçuk milyar Hindistan vatandaşının kalbinde özel bir yere sahiptir. " sözleriyle konuşmasını tamamladı.



Ülkelerimiz arasındaki ikili ilişkiler, karşılıklı ziyaretlerle her gün gelişiyor.

İstanbul Vali Yardımcısı Özlem Bozkurt Gevrek ise, “Istanbul Vali Yardımcısı olarak sizleri şahsım ve valim adına saygılarımla selamlıyorum. Sayın valimiz Ali Yerlikaya'nın selamlarını iletiyorum sizlere. Hindistan Cumhuriyet bayramı'nın 74. Yıldönümü vesilesiyle aranızda bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Sizlerin şahsında Hindistan halkını. Değerli konukları, sevgi ve saygıyla selamlıyorum. 



Hindistan milli günü kutlu olsun. Saygıdeğer konuklar tarihi ve kültürel açıdan 2 dost ülke olan Türkiye ve Hindistan arasında yüzyılları aşan samimi bağlar mevcuttur. Hindistan halkının milli mücadelemize verdiği gönülden destek Türkiye tarafından her zaman memnuniyetle hatırlanmaktadır. 

Hindistan her gün büyüyen ekonomisi geniş pazarı. Askeri gücü, uzay ve bilişim teknolojisi, zengin insan kaynağı. Köklü tarihi ve kültürel mirasıyla bölgesi ve dünya için parlak bir gelecek vaat ediyor. Ülkelerimiz arasındaki ikili ilişkiler, karşılıklı ziyaretlerle her gün gelişiyor. Sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik işbirliklerimiz güçlenerek devam ediyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Ve Hindistan Başbakanı sayın Narendra Modi'nin Eylül 2022 Şangay İşbirliği Örgütü zirvesinde bir araya gelmesi, bu güçlü ilişkilerin de en güzel yansımasıdır. 



Atatürk ve Gandi'nin mirasçısı kadim milletlerin, Cumhuriyetimizin 100. Yılında gayret ve emeklerinin karşılığını fazlasıyla alacağınmızdan yürekten inanıyorum.” dedi

Konuşmaların ardından Sahaja Yoga müzik ve dans  Group geceye renk katdı. Hind müziklerinden kısa çoşkulu konser verdi.  Hint danslarından oluşan gösteri ilgiyle izlendi. Çok beğeni topladı. 

Gösteri sonrasında kültürün bir parçası olan “Gastronomi” Hind mutfağından lezzetli seçkilerini davetliler tatdılar. Davetliler Hint tatlısı paket ikramıyla uğurlandılar. 

yilmazparlar@yahoo.com

9 Mart 2022 Çarşamba

Türkmenistan Devlet Başkanlığı seçimleri-Yılmaz Parlar

  Türkmenistan Devlet Başkanlığı seçimleri

 


Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov’un kamu yönetiminde genç liderlere izin vermek yönündeki önemli siyasi kararının ardından ülkede 12 Mart’ta Devlet Başkanlığı seçimlerinin yapılması kararlaştırıldı.


Türkmenistan Anayasası’nın 81. Maddesi, Türkmenistan Seçim Kanunu’nun 86. Maddesi uyarınca, Türkmenistan Ulusal Konseyi’nin Meclisi tarafından alınan karara göre, Türkmenistan’da 12 Mart tarihinde Devlet Başkanlığı seçimlerinin yapılması planlandı.

Türkmenistan Merkez Seçim Komisyonu, bu önemli sosyo-politik programa hazırlanmak için seçim kampanyasını başlattı. Sonuç olarak, ülkedeki siyasi partiler ve sivil inisiyatif grupları tarafından bu yüksek devlet görevine aday gösterilmesi ve adayların tescil edilmesi süreci gerçekleştirildi.


Yüksek Rekabetli 9 Adaylı Seçim

Türkmenistan Demokrat, Ziraat, Sanayiciler ve Girişimciler partileri ile Merkez Seçim Komisyonu’nda kayıtlı 6 sivil inisiyatif grupları aday gösterme sürecinde yer aldı. Sivil inisiyatif grupları her biri, adaylarını desteklemek için 10.000’den fazla imza topladı.

Ülkede faaliyet gösteren siyasi partiler olan Türkmenistan Demokrat Partisi, Türkmenistan Sanayici ve Girişimciler Partisi ve Türkmenistan Ziraat Partisi adaylarını belirlediler. Ayrıca, Aşkabat ve illerin inisiyatif grupları tarafından adaylar belirlendi. Bunun sonucunda,  devlet başkanlığı seçimi için 9 aday tescil edildi.

Adaylar eşit fırsatlardan ve kampanya haklarından yararlandılar, illerde ve Aşkabat şehrinde seçmenlerle toplantılar yaparak programlarını sundular ve medyada programlarını açıkladılar.

Bu arada, Uluslararası Atavatan Türkmenistan dergisi www.atavatan-turkmenistan.com internet sitesinde devlet başkanlığı seçimleri için ‘Seçim 2022’ adlı özel bir bölüm açıldı. Bu bölümde Türkmenistan devlet başkanlığı adaylarının biyografisi ve programı da kamuoyunun bilgisine sunuldu.


Adayların kayıtlarının ardından seçim propogandası başlatıldı ve 10 Mart’ta sona erecek. Tüm adaylara açıklık ve şeffaflık, eşitlik ilkelerine uygun olarak basına ücretsiz ve eşit erişim sağlandı.

Adayların biyografileri ve programları gazetelerde yayınlanmış ve seçim sandık bölgelerinde yerleştirilmiştir. Bu biyografilerden de anlaşılacağı gibi, Türkmenistan devlet başkanlığı adaylarının tamamı genç liderlerdir.


Devlet başkanlığı adayı Serdar Berdimuhammedov 3 dilde – devlet dili, İngilizce ve Rusça olmak üzere üç dilde akıcı bir şekilde konuşan, uluslararası ilişkiler ve uluslararası güvenlik konularında eğitim almış adaylardan biri. Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı Diplomatik Akademisi’nde Uluslararası İlişkiler alanında, Cenevre’deki Güvenlik Politikası Merkezi’nde Uluslararası ve Avrupa Güvenliğinde Uzmanlık derecesine sahiptir.

Adaylardan Kakageldi Sarıyev teknik bilimler adayı bilim derecesine, Hıdır Nunnayev ise pedagojik bilimler alanında doktora derecesine sahiptir. Ayrıca adaylar Berdimammet Gurbanov ve Maksatmyrat Övezgeldiyev ülkenin sağlık sisteminde uzun yıllar çeşitli görevlerde bulunmuşlardır.

Aday Perhat Begencov, ekonomi alanında uzman olarak, ülkenin yüksek ve orta dereceli okullarında ekonomi ve finans alanında uzman olan genç liderlerden biridir.


Daşoguz vilayetinin sivil inisiyatif grupları tarafından Türkmenistan  devlet başkanlığına aday gösterilen Maksat Ödeşev, uzun yıllardır Türkmenistan Demokrat Partisi’nde çalışarak, Türkmenistan Meclisi V.dönem milletvekili olan adaylardan biri.


Türkmenistan Sanayiciler ve Girişimciler Partisi tarafından aday gösterilen Babamyrat Meredov, Vepali Gurluşyk firmasının direktörüdür ve gençleri girişimcilikte desteklemeye yönelik devlet politikasının bir sonucu olarak girişimcilikte büyüyen genç liderlerden biridir.


Türkmenistan devlet başkanlığı adayı olan Agacan Bekmuradov ise, tarımda ve kamu kurumlarında çalışmış ve liderlik pozisyonlarında bulunmuş bir adaydır.



Türkmenistanda Ve Yurtdışında Oy Kullanmak



Türkmenistan’da devlet başkanlığı seçimlerinde oy kullanmak için 2618 seçim sandığı kuruldu. Bu seçim sandıklarının 364’si Ahal vilayetinde, 272’si Balkan vilayetinde, 523’si Daşoğuz vilayetinde, 559’su Lebap vilayetinde, 549’sı Mari vilayetinde ve 310’su Aşkabat şehrinde yer almaktadır.

12 Mart 2022 devlet başkanlığı seçimlerinde yurt dışındaki vatandaşların oy kullanması amacıyla yurt dışındaki Türkmenistan diplomatik misyonlarının (konsolosluklarının) yakınında toplam 41 sandık kuruldu. Daha spesifik olarak:

Erken oylama işlemi her gün ilgili ülkenin yerel saati ile 08:00 – 18:00 saatleri arasında yapılmaktadır. Erken oylama 11 Mart’ta saat 18.00’de sona erecek.

12 Mart seçim günü oy verme işlemi, yerel saatle 07:00 ile 19:00 arasında yapılacak.


Yerel ve Yabancı Ülke Gözlemcileri Seçimlere Katılmaktadır



Türkmenistan Seçim Kanunu’nun 6. Maddesi uyarınca, 12 Mart devlet başkanlığı seçimleri için Merkez Seçim Komisyonu tarafından toplam 2.726 ulusal gözlemci tescil edilmiştir. Ulusal gözlemcilerin yüzde 47,76’sı kadınlardır.

Ayrıca, yabancı gözlemciler de  devlet başkanlığı seçimini izlemek üzere ülkeye davet edildi ve onlara her türlü imkan sağlanıyor. Bağımsız Devletler Topluluğu gözlemcileri seçim ile ilgili çalışmalarını sürdürmektedir. Ayrıca Türk Devletleri Teşkilatı ve diğer yetkili uluslararası kuruluşlardan gözlemcilerin de gelmesi bekleniyor.


Erken Oylama: Ülkede Yüzde 2,45, Yurtdışında Yüzde 28.60 Oy Kullanıldı



Türkmenistan Seçim Kanunu’nun 73. maddesine göre erken oylama süreci devam etmektedir. Daha doğrusu 6 Mart 2022 itibarıyla ülke genelinde seçmenlerin yüzde 2,54’ü erken oy kullanmıştır.

Erken oylama konusunda: Ahal vilayetinde seçmenlerin yüzde 6,76’sı, Balkan vilayetinde yüzde 3.01’i, Daşoğuz vilayetinde yüzde 1,90’ı, Mari vilayetinde yüzde 0,92’si, Aşkabat şehrinde yüzde 0,80’i ve yurtdışında yüzde 28,60’ı erken oy kullanılmıştır.

Erken oylama 2 Mart’ta başlamıştır ve 11 Mart’ta saat 18.00’de sona erecektir.

 


yilmazparlar@yahoo.com


30 Ocak 2022 Pazar

Hindistan Cumhuriyet Bayramı'nın 73. yılını kutlama-Yılmaz Parlar

 


Atatürk İçin Ne Söylendi


Hindistan Cumhuriyet Bayramı'nın 73. yılını kutlama

Jai Hind



Hindistan Cumhuriyet Bayramı'nın 73. yılını kutlama kapsamında İstanbul Konsolosluğunca düzenlenen resepsiyonda ATA’mız anıldı.



Hindistan'ın İstanbul Başkonsolosu Sudhi Choudhary,“İki kadim uygarlık olan Hindistan ve Türkiye sanatda, mimaride, lezzetde ve dilde kendini gösteren derin tarihi ve kültürel bir bağa sahiptir. Halklarımız etkileşim halindedir. Dönüşen bir dünyada birlikde yaşayıp, birbirimize destek olduk. Ülkemizin büyük liderleri Mahatma Gandi, Rabindranath Tagore, ve Gazi Mustafa kemal Atatürk birbirlerinden ilham almışlar ve hala milyonlarca vatandaşlarımıza ilham olmaya devam etmekteler.” Dedi.



Başkonsolos Sudhi Choudhary,“Biz 73 yılını kutlarken, Türkiye gelecek yıl 100 yılını kutlayacak benzer özelliklerimiz hızla büyüyen dinamik güçlü ekonomisi ile canlı arzulu toplumu olan iki genç cumhuriyetiz. Biz demokratik ve laik ülkeleriz. Birleşmiş milletlerde ve G-20 deki görevlerimizde görüldüğü üzere başlıca uluslararası  oyuncularız.” Sözleriylede Ülkelerin önemine vurgu yaptı.



Hindistan İstanbul Konsolosluğu tarafından 28 Ocak 2022 Cuma günü Harbiye Hilton Bosphorus Hotelde gerçekleştirilen, Hindistan'ın 73. Cumhuriyet Bayramı'nı kutlama resepsiyona; Hindistan'ın Ankara Büyükelçisi Sanjay Panda eşi Minati Panda, İstanbul Vali Yardımcısı Günay Öztürk, Avcılar Belediye Başkanı yardımcısı Ender balaban, Beyoğlu Belediye Başkanı yardımcısı Kübra Gülal, Büyükelçiler, Konsoloslar, Üst Düzey devlet temsilcileri, seçkin davetliler Katıldı.

İki Ülke istiklal marşı sonrasında, Umut ve Refah için horoz şeklindeki pirinç lambaderdeki dört mum protokol tarafından yakıldı.

 


Yağ lambası Hint kültürünün ve yaşamının kalbine ve ruhuna çağlar boyunca  ışıltısını dokundu. Fiziksel ve ruhsal bir ışık kaynağı olan inanç, umut ve refah için bir kandil yakma geleneği nesiller boyu devam ediyor. Eski gelenekleri onurlandıran  en üste sembolik horoz şeklindeki pirinç lambaderdeki mumlardan çıkan titrek parlaklık bilgelik, umut ve yeni başlangıçları simgeliyor. Çevredeki kasvetleri ortadan kaldırıyor inancını taşıyor.



Resepsiyonun ev sahipliğini üstlenen Hindistan'ın İstanbul Başkonsolosu Sudhi Choudhary yaptığı konuşmasında, Protokol isimleri söyledikden sonra "26 Ocak 2022 günkü Hindistan'ın 73. Cumhuriyet Bayramı'nı kutladığımız bu resepsiyona hepiniz hoş geldiniz. Bugünde selam ve iyi dileklerim sadece Türkiye'de ki Hindistan toplumu üyeleri için değil ayrıca burada bulunan tüm Hindistan dostları içinde. Pandemi kısıtlamaları sebebiyle, geçen sene ocak ayında resepsiyonu gerçekleştirmek mümkün olmadı. Bu akşam burada bu kadar kişiyi bir arada görmek benim için bir şeref. Cumhuriyet Bayramı olarak kutlanan 26 Ocak, Hindistan'da ve dış ülkelerde yaşayan 1.43 milyar Hindistan vatandaşının kalbinde özel bir yere sahiptir. Tam bu günde 1950 senesinde Hindistan Anayasa kabul edildi. Böylece Hindistan dominyonlukdan, Hindistan cumhuriyetine dönüştü, Aslında 26 ocak bundan daha öncesinde bugün önemli bir gündü, Hindistan bağımsızlığından önce bu gün 1930'dan itibaren her sene bu 'Purna Swarajya' günü ya da "Tam Bağımsızlık Günü" olarak kutlanıyordu ve buna uygun şekilde, ülke özgürlüğünü elde ettiğinde bugün anayasanın kabul olduğu gün olarak belirlendi. Cumhuriyet Bayramı, Bağımsızlık Bayramında olduğu gibi, minnettarlık ve Hindistan'ı iki yüzyıllık sömürge yönetiminden özgürlüğe kavuşturmak için mücadele edenlere şükranlarımızı sunma zamanı. Aynı zamanda bize demokrasi, adalet, özgürlük, eşitlik ve birlik-beraberlik ideallerini temel alırken kalkınma ve refah yolunda ilerleme gibi hayallerimizi gerçekleştirmeyi öğreten büyük liderleri anma zamanıdır" şeklinde konuşmasını sürdürdü



Başkonsolosu Sudhi Choudhary Pandemi döneminde zorluk çekenlerin, Konsolosluk olarak yanlarında olduğunu, Hindistan kadim hazineleri zihin sağlığı için yoga ve ayurveda gibi akışların sürdürebilirliğini sağladıklarını, iş çevresine yardımcı olduklarını söyledi.

Başkonsolos Choudhary, 2022 yılının Hindistan için önemli bir yıl olduğunu, 75 yıldır bağımsız olarak gelişen Hindistan toplumun kültürünün başarıların,  “Azadi ka Amrit Mahotsav” olarak kutlanan Bağımsızlığın 75. yılı anma töreninin bir parçası haline getirildiğini, 2023 ağustosa kadar görmeye değer etkinlik yapacaklarının altını çizdi.



İstanbul Vali Yardımcısı Günay Öztürk, İki ülke dostluk ,işbirliği hakkında kısa konuşma yaparak Ülkenin Bağımsızlık gününü Kutladı. 

Konuşmaların ardından Sahaja Yoga Group geceye renk katdı. Önce Hind müziklerinden kısa çoşkulu konser verdi.  Hint danslarından oluşan gösteri ilgiyle izlendi. Çok beğeni topladı.

Gösteri sonrasında kültürün bir parçası olan “Gastronomi” Hind mutfağından lezzetli seçkileri davetliler tatdılar. Davetliler Hint tatlısı paket ikramıyla uğurlandılar.

yilmazparlar@yahoo.com

22 Mayıs 2021 Cumartesi

Ali Babacan İhanet mi Etdi?-Yılmaz Parlar

Ali Babacan İhanet mi Etdi?

Yoksa Demokrasi gereği vicdani iç sese kulak vererek hür özgür irade mi kullandı?

“Türkiye 5 Yıl kaybetdi” demesiyle Türkiye bekası gereği biyoetik davranış mı gösterdi…

Programa konuk olarak katıldığı, bir televizyon kanalında 2018 seçimlerinde geçmiş dönem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Başkanlık adayı söz konusu edildilği konuda çalışma içerisinde olduğu sorusu üzerine; çalışmanın merkezinde olduğu anlamındaki sözü, bir gazetede İhanet olarak değerlendirilmesi, aslında iftira niteliğinde iddiadır. Kasıtlı ve asılsız suç yüklemedir, kara çalmadır.

Zamanında bilinmesi sakıncalı görülen, bitkin konu haline gelen gerçeği saklamaktan vazgeçip açık yüreklilikle açıklaması veya açıklanmaması göreceli olarak değerlendirebilir. Gizli kapılar arkasında olmasını isteyenler veya şeffaflık isteyenler olabilir.

Ancak bu gazeteci arkadaşımızın ahlaki argümanı analiz etme, formüle etme, kasıtlı girişimi, yargılaması, ağır kelime kullanması tüm Dünya basınından kırık not olur.

Nitekim en gözde yerli yabancı pek çok medya tarafından sadece haber kısmı aktarılmıştır. Bir yargılama yapmamışlardır. Doğrusuda budur.

Sözcük anlamına bakıldığında, ihanet, hıyanet, hain aynı kefede bulunan kelimelerdir. Kutsal sayılan şeylere el uzatma, kötülük etme veya karşı davranma ifadeleridir.

İhanet dar tanımlanmasına rağmen öfke için yaygın olarak kullanılır. Terimi bu kadar yersiz bir şekilde kullanmak insanları itibarsızlaşmaya çalışmak basının görevi değildir. Nasıl kullanılmasına dikkat etmek gereklidir. Nefret söylemi ve damgalama basın mensubuna yakışmaz.

Ancak bu bir başkanlık seçimi ve bir partiye değil bir kişiye oy veriliyor. Başkanlık seçimi kişisel bir seçimdir. Kişi ve görüşleri başkan seçilir.

Bazen insanlar, kıstırılması çok zor olan kökleşmiş görüşlere sahiptir. Başka bir partinin bir üyesinin başka bir partinin temsilcisini desteklemesi veya onun ifadelerini takip etmesi, lobicilik yapması partiden ayrılması veya parti içinde başka bir adayı desteklemesi fenomen değildir

Pek çok ülkelerde parti değiştirmek yaygın bir siyasi davranıştır. Bir başkasının saflarına katılmak için partisinden ayrılan tanınmış çok sayıda politikacılar vardır.

Seçim yaklaştıkça başkanlık oyu daha büyüleyici hale geliyor. En büyüleyici olanı, yandaşların koşuşturmasıdır.

Oysaki Babacan Aynı parti kuruluşunda kilit isim olan Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı yapmış kaliteli alternatif Abdullah Gül için çalışmada bulunmuş.

Zamanında, Abdullah Gül’ün , Parti başkanlık adayı olarak Necmettin Erbakan’ın karşısında medeni cesaret göstererek aday olması çeşitli ithamlara maruz kaldğında benzersiz sakin uslubuyla “Ben böyle düşünmüyorum, demokrasinin gereği iyi işleyişi göstergesi anlamında aday oluyorum dediği gibi,  Alternatif ile gelen aday kişilerin kendilerini sorgulama fırsatı verdiği kadar halka seçme tercih şansı verir. Hizmetin verimliliği artar. 


yilmazparlar@yahoo.com

Özdağ’dan Devlet ve Demokrasi Vurgusu-Yılmaz Parlar

    Zafer Partisi’nden “Millete Gidelim” Çağrısı Ümit Özdağ, “Demokrasinin Çözüm Adresi Sandıktır” Özdağ’dan Devlet ve Demokrasi Vurgusu “Ku...